Hâlâ damağımdadır yarım kalmış aşkımın portakallı çikolata tadı!
Londra'da alınmış, siyah taksilerden birinde açılmış ama ne yazık ki yarım kalmış portakallı bir çikolatanın kağıdıydı...
Beyaz bir paket kağıdı... Kahverengi yağ lekeli...
Chicago müzikalinin biletleri, Dragon Çin lokantasının kartı, bir İrish Pub'ın kibrit kutusu, boş bir sigara paketi, bir iki dize karalanmış bir peçete ve uçak biletlerinin koçanları...
Hepsi küçük ahşap bir kutunun içinde kucak kucağa bekliyorlardı.
Yıllardır.
Saklanmaya değer bir aşkın anıları olarak değerlendirilmişler, dağınık bir dolabın arkalarında bir yerde bırakılmışlardı.
*
Aradan yıllar geçti.
'Yolların ve yabancı kolların' ardından, gözaltlarında geçip gidenlerin parmak izleriyle başka şehirlerde başka hayatlar sürdürdüler.
Bir gece, herkesin herkesle karşılaştığı bir kalabalıkta 'merhaba' dedi içlerinden biri.
Kadın başını çevirip merhabanın sahibini gördüğünde ölmedi.
Oysa öleceğini düşünürdü.
Pıt pıt etmedi kalbi. Şaşkınlıkla gülümsedi sonra dostlukla kucakladı karşısındakini.
Ayaküstü bir iki havadis, ürkek, gergin tebessümler...
Sonra yine kalabalığın içinde herkesin herkesle kaşlaşması devam etti...
*
O gecenin sabahında kutu gün ışığına çıktı saklandığı dolaptan.
Hiçbir önemi kalmamıştı artık o kağıt parçalarının. Zaman iyileştirmemişti sızlayan yerleri, hayır... Körleştirmişti...
Eski ve kıymetli bir sevgiliyi şimdiki zamanında bir başka eli tutarken görmek sanıldığı kadar korkutucu değilmiş...
Londra'daki güneşli bir kaç günün anısı minicik bir sızı gibi gelip geçti.
*
Benim için;
Portakallı çikolata yarım kalmış aşk tadı taşır.
Acı çikolata uzun sohbetlerin,sütlü çikolata damakta bekletilen çocukluk günlerinin temsilcisidir...
Bir kağıt gibi yırtılır bazen kadın kalbi...
Kadınlar çikolata sever. Çünkü çikolata teselli eder!